“To perceive is to suffer.” AristotleGeçen yıl aldığım Pedagojik Formasyon Eğitimi derslerinden birinin içeriklerinden olan Altı Şapka Tekniğini bizzat yaşayarak öğrenmek bugüne nasipmiş. Kişilere farklı düşünme ve hissetme açıları oluşturan, hatta buna mecbur bırakan bir teknikle bambaşka açıları ve görüşleri aktarmamız beklendi. Bir meseleye normalde asla bakmayacağın bir pencereden bakıyorsun, o düşünceleri hissetmen bir de desteklemen bekleniyor. Zor zanaat.
Bu oyun, Nezih Bey'in son derste aktardığı rol esnekliği ve empati 'kuralları'nı öğrenmemizi kolaylaştırıcı bir etkiye sahipti fakat hayattaki her şey bu kadar olgusal ve soyut değildir. Kendini başkasının yerine koyabilmek, onun gibi hissedebilmek hakikaten bu kadar kolay mıdır? Hiç sokakta uyumamış birinin, hayatını sokakta geçirmiş birini anlamasını bekleyemeyiz. Hiç kıyafeti olmamış Arakanlı küçük bir çocuğun hissettiklerini anlayamayız. Bunun en önemli sebebi hayatın sabit bir çizgide ilerlemiyor olmasıdır ve herkesin her şeyi farklı oranda hissetmesidir. Yazılanlar, söylenenler, izlenenler sadece tek bir kişinin tek bir tecrübesinden algıladığı kadarını anlatır. Dünyadaki tüm insanların ürettiği eserlere ulaşıp, onları okusak, izlesek, seyretsek, onlarla birebir konuşsak bile, hayatını sokakta yaşamış o kişiyi ya da o çocuğu anlayamayız. İstediğimiz şapkayı takalım kafamıza, istediğimiz renge yakın hissedelim ya da hissetmeyelim kendimizi, onlar her defasında kendi renklerini ortaya çıkaracaklardır çünkü herkesin kendine özel bir rengi vardır. Bu renk kimileri için daha yakın bir tondur ama hiç bir zaman tam olarak aynısı olmamıştır, bundan sonra da olacağını sanmıyorum. O yüzden herkes kendi tecrübesini yaşar ve onu yaşarken ya boğulur, ya su üstünde kalır ya da karaya ulaşmayı başarır. Herkes için aslında kendi tecrübesi vardır.
| (Fotograf alıntıdır) |
Nihai olarak, her insanla bulunabilecek en az bir ortak özellik vardır. Bunu sadece istemeliyiz ve şapkayı takmaya cesaret etmeliyiz.
Acts of Man:
http://fizy.com/#s/1fdwe0
0 yorum:
Yorum Gönder